Orta Format arşivinde arama için yukarıdaki alanı kullanabilir
ya da her güncelleme içeriğini aşağıdaki başlıklarda görebilirsiniz.

Güncelleme #25 Sinem Dişli Sinem Dişli ile Çalışmalarına Dair

İpek: İlk olarak genel bir soruyla başlamak istiyoruz. Hemen hemen bütün çalışmalarında fotoğrafın, fiziksel alanın enerjisine uyum sağladığını, hatta belki de bu enerjiye boyun eğdiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden fotoğrafın sendeki yerini öğrenmeye çalışmak ilk adım oluyor. Klişe bir soru olsa da, fotoğrafa bakışını biraz daha anlatman mümkün mü? Fotoğraf nerede bitiyor ve nerede mekan/yerleştirme başlıyor? S: Merve'yle Rutubet sergisi sırasında bir konuşma yapmıştık ve bu durumu çok iyi dışa vuran bir kelime çıkmıştı ortaya: Didişmek! Fotoğrafla hep bir didişme halinde olmak. Zaten plastik sanatlar eğitimi aldığım sırada fotoğraf ile tanışmam bu alanlar arasındaki geçişlerle haşır neşir olmama neden oldu sanırım. Öğrenciyken hep heykel, resim yapacağım diye düşünüyordum. Özellikle lise yıllarında Giacometti'yi bizimle tanıştıran heykel hocam beni inanılmaz etkilemişti. Ne kadar yakınlarına gidersek gidelim, hiçbir zaman yakınlaşamayacağımız figürler... Lisans eğitimine geldiğimde kesin heykeltıraş olup, taş oyacağım diye düşünürken, karanlık oda ve fotoğraf girdi hayatıma. -Göçmen hayatım başlamıştı ve fotoğraf yaparken hareketli olabilme durumu çok yönlendirici oldu sanıyorum.-Üniversitedeyken ev arkadaşımın bir makinesi vardı; biraz o makinenin nasıl çalıştığını çözelim derdiyle ve onun iteklemesiyle kendimi fotoğrafçılık kulübüne yazılmış olarak buldum. Fotoğrafla maceram hakikaten böyle başladı. Ikinci yıl topluluğun başkanı olarak buldum kendimi.Fakat topluluk da "Photojournalism"e ilgi duyan mühendislerle dolup taşıyordu, dolayısıyla biraz daha gezerek fotoğraf çekmeye yönelik bir eğilim, örneğin Koudelka'ya özenilen bir dönem vardı. Benim de öyle bir dönemim olsa da bu tatmin etmiyordu bir türlü, ne yapmak istediğimi bilmiyordum, arıyordum, denemeler yapıyordum -Bazen "Kafam niye böyle çalışıyor" diye düşünürsün ya, bu tam olarak çözebileceğin ve anlamlandırıp analiz edebileceğin bir şey de değil. Ben de bilmiyorum faakt ever işlerimi hep mekanla bir ilişki içinde düşünüyorum-O aralar Kierkegaard okumuş, cok etkilemiştim. Kaygı işi ortaya çıktı. Urfa'dan İzmir'e göç etmiştim ve bir birey ve kadın olarak kimliğimi sorgulama hali vardı. Kaygı da evde; bir elimde ampül bir elimde fotoğraf makinesi ile yaptığım bir işe dönüştü. Bir nevi gezmek aramak hali, mekânın içindeki gezintilere keşiflere dönüştü belki. Fotoğraf hep bir alana girme çıkma, içerde ve dışarda olma, dışarıyı içeriye getirme, içeriyi dışarı çıkarma için bir aygıt oldu sanırım benim için. Evet mekana özgü enstalasyonlar yapıyorum. Bu bir dönüşüm hali; sonraki adım. İlk iş de bir yandan bir çok şeyi söylüyor, çünkü orada da yeniden bir boşluk ve mekan yaratmıştım; evin bir köşesini beyaza boyayıp, figürleri ve çok yakın arkadaşlarımı da içine dahil ederek gerçekleşti. Biraz atölye/ev gibiydi çünkü benim yerim. O mekanı düşünerek, o mekanı da içine katarak başladım. Fotoğraf ya da mekanla, mesafe ile boşlukla uğraşmak. Görünenin dışına çıkmak bir nevi ölçülebilir olanın ötesine gitmek... Mert: Peki o dönemde fotoğrafın sende sahip olduğu yerle şu an sahip olduğu yer aynı mı? Bu nasıl bir değişim gösterdi? Değil. Fotoğrafla ilişkim hep bir dönüşüm içinde. Örneğin ış ürettiğim ilk dönemlerde araştırmalarım sırasında Dada'dan çok etkilenmiştim. DADA, fotoğrafın sanat dünyasını yerinden sarsmasını çok iyi temsil ediyordu. Resim dersinde önce kolajlar yapıyor, sonra o kolajların resmini yapıyorduk. Fotoğrafla ilişkim de biraz da bu alanlar arasındaki geçişler ve geçişizlikleri düşünerek devam etti Bir de ayrı alanlarda, ayrı pratiklerle iş üreten insanların birbiriyle temas noktaları çok sınırlı ve bunlar birbirlerinden ayrı şeylermiş gibi duruyor. Fotoğraf, toplumsal bellek ve imge kavramının değişimi, göz ve görmenin cözümlenmesi, öznenin ölcülebilirliği, kitle kültürünün ortaya çıkması, çoğaltma sistemlerinin gelişimi, kurumsallaşma, örneğin müze kavramının değişimi gibi oluşumlara araç olduğu gibi daha sonraları aynı sistemlere karşı oluşan avangard sanatsal süreclerin gelişimine kaynaklık etmesiyle, icat edildiğinden bu yana var olan bir sarsıntıdan bahsediyoruz.Belki fotoğrafın bu birleştirici yönünü ariyorumdur. Ş: Bu bir problem kesinlikle. Biz "fotoğrafçıyız" diyerek bir zümre içerisinde takılıyoruz sanki; ressamlar ayrı bir yerde, yazarlar çizerler ayrı bir yerde, hiçbiri tam kesişmediği için de verimli bir güncel sanat oluşmuyor. Çok kalabalık dursak da herkes kendi kabuğuna çekilmiş oluyor. Onu kırmak ya da bir şekilde bağları güçlendirmek kesinlikle faydalı olacaktır. S: Bizim Tekrar ∞ Döngü'yü yapma amacımız da biraz buydu. Bir yandan yaşamın döngüsü, tekrar kavramı gibi konular da vardı. Doğanın döngüsü üzerine kafa yorarken "Bunun üzerine konuşmalar düzenlersem daha çok araştırabilirim, daha derine inebilirim, farklı alanlardan insanlarla temas sağlayabilirim" diye düşünmüştüm. Fikir ilk olarak böyle ortaya çıktı. Bir edebiyatçı gelip "Hiç ses performansı dinlememiştim" diyebiliyordu ya da bir bilim insanının yıldızlar ve döngü üzerine yaptığı konuşmayı başka alandan bir kişi dinlemek zorunda kalıyordu. Böylece bir birliktelik oluştu. Bir misyon gibi "Aman bütün mecraları birleştireyim" demiyorum tabii, ama kafam biraz böyle çalışıyor. Örneğin dün gece yeni projemle ilgili araştırırken kendimi Newton'un fiziğiyle ilgili makalelere dalmış buldum ve "Nasıl buraya geldim" dedim kendi kendime. İpek: İlk olarak genel bir soruyla başlamak istiyoruz. Hemen hemen bütün çalışmalarında fotoğrafın, fiziksel alanın enerjisine uyum sağladığını, hatta belki de bu enerjiye boyun eğdiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden fotoğrafın sendeki yerini öğrenmeye çalışmak ilk adım oluyor. Klişe bir soru olsa da, fotoğrafa bakışını biraz daha anlatman mümkün mü? Fotoğraf nerede bitiyor ve nerede mekan/yerleştirme başlıyor? S: Merve'yle Rutubet sergisi sırasında bir konuşma yapmıştık ve bu durumu çok iyi dışa vuran bir kelime çıkmıştı ortaya: Didişmek! Fotoğrafla hep bir didişme halinde olmak. Zaten plastik sanatlar eğitimi aldığım sırada fotoğraf ile tanışmam bu alanlar arasındaki geçişlerle haşır neşir olmama neden oldu sanırım. Öğrenciyken hep heykel, resim yapacağım diye düşünüyordum. Özellikle lise yıllarında Giacometti'yi bizimle tanıştıran heykel hocam beni inanılmaz etkilemişti. Ne kadar yakınlarına gidersek gidelim, hiçbir zaman yakınlaşamayacağımız figürler... Lisans eğitimine geldiğimde kesin heykeltıraş olup, taş oyacağım diye düşünürken, karanlık oda ve fotoğraf girdi hayatıma. -Göçmen hayatım başlamıştı ve fotoğraf yaparken hareketli olabilme durumu çok yönlendirici oldu sanıyorum.-Üniversitedeyken ev arkadaşımın bir makinesi vardı; biraz o makinenin nasıl çalıştığını çözelim derdiyle ve onun iteklemesiyle kendimi fotoğrafçılık kulübüne yazılmış olarak buldum. Fotoğrafla maceram hakikaten böyle başladı. Ikinci yıl topluluğun başkanı olarak buldum kendimi.Fakat topluluk da "Photojournalism"e ilgi duyan mühendislerle dolup taşıyordu, dolayısıyla biraz daha gezerek fotoğraf çekmeye yönelik bir eğilim, örneğin Koudelka'ya özenilen bir dönem vardı. Benim de öyle bir dönemim olsa da bu tatmin etmiyordu bir türlü, ne yapmak istediğimi bilmiyordum, arıyordum, denemeler yapıyordum -Bazen "Kafam niye böyle çalışıyor" diye düşünürsün ya, bu tam olarak çözebileceğin ve anlamlandırıp analiz edebileceğin bir şey de değil. Ben de bilmiyorum faakt ever işlerimi hep mekanla bir ilişki içinde düşünüyorum-O aralar Kierkegaard okumuş, cok etkilemiştim. Kaygı işi ortaya çıktı. Urfa'dan İzmir'e göç etmiştim ve bir birey ve kadın olarak kimliğimi sorgulama hali vardı. Kaygı da evde; bir elimde ampül bir elimde fotoğraf makinesi ile yaptığım bir işe dönüştü. Bir nevi gezmek aramak hali, mekânın içindeki gezintilere keşiflere dönüştü belki. Fotoğraf hep bir alana girme çıkma, içerde ve dışarda olma, dışarıyı içeriye getirme, içeriyi dışarı çıkarma için bir aygıt oldu sanırım benim için. Evet mekana özgü enstalasyonlar yapıyorum. Bu bir dönüşüm hali; sonraki adım. İlk iş de bir yandan bir çok şeyi söylüyor, çünkü orada da yeniden bir boşluk ve mekan yaratmıştım; evin bir köşesini beyaza boyayıp, figürleri ve çok yakın arkadaşlarımı da içine dahil ederek gerçekleşti. Biraz atölye/ev gibiydi çünkü benim yerim. O mekanı düşünerek, o mekanı da içine katarak başladım. Fotoğraf ya da mekanla, mesafe ile boşlukla uğraşmak. Görünenin dışına çıkmak bir nevi ölçülebilir olanın ötesine gitmek... Mert: Peki o dönemde fotoğrafın sende sahip olduğu yerle şu an sahip olduğu yer aynı mı? Bu nasıl bir değişim gösterdi? Değil. Fotoğrafla ilişkim hep bir dönüşüm içinde. Örneğin ış ürettiğim ilk dönemlerde araştırmalarım sırasında Dada'dan çok etkilenmiştim. DADA, fotoğrafın sanat dünyasını yerinden sarsmasını çok iyi temsil ediyordu. Resim dersinde önce kolajlar yapıyor, sonra o kolajların resmini yapıyorduk. Fotoğrafla ilişkim de biraz da bu alanlar arasındaki geçişler ve geçişizlikleri düşünerek devam etti Bir de ayrı alanlarda, ayrı pratiklerle iş üreten insanların birbiriyle temas noktaları çok sınırlı ve bunlar birbirlerinden ayrı şeylermiş gibi duruyor. Fotoğraf, toplumsal bellek ve imge kavramının değişimi, göz ve görmenin cözümlenmesi, öznenin ölcülebilirliği, kitle kültürünün ortaya çıkması, çoğaltma sistemlerinin gelişimi, kurumsallaşma, örneğin müze kavramının değişimi gibi oluşumlara araç olduğu gibi daha sonraları aynı sistemlere karşı oluşan avangard sanatsal süreclerin gelişimine kaynaklık etmesiyle, icat edildiğinden bu yana var olan bir sarsıntıdan bahsediyoruz.Belki fotoğrafın bu birleştirici yönünü ariyorumdur. Ş: Bu bir problem kesinlikle. Biz "fotoğrafçıyız" diyerek bir zümre içerisinde takılıyoruz sanki; ressamlar ayrı bir yerde, yazarlar çizerler ayrı bir yerde, hiçbiri tam kesişmediği için de verimli bir güncel sanat oluşmuyor. Çok kalabalık dursak da herkes kendi kabuğuna çekilmiş oluyor. Onu kırmak ya da bir şekilde bağları güçlendirmek kesinlikle faydalı olacaktır. S: Bizim Tekrar ∞ Döngü'yü yapma amacımız da biraz buydu. Bir yandan yaşamın döngüsü, tekrar kavramı gibi konular da vardı. Doğanın döngüsü üzerine kafa yorarken "Bunun üzerine konuşmalar düzenlersem daha çok araştırabilirim, daha derine inebilirim, farklı alanlardan insanlarla temas sağlayabilirim" diye düşünmüştüm. Fikir ilk olarak böyle ortaya çıktı. Bir edebiyatçı gelip "Hiç ses performansı dinlememiştim" diyebiliyordu ya da bir bilim insanının yıldızlar ve döngü üzerine yaptığı konuşmayı başka alandan bir kişi dinlemek zorunda kalıyordu. Böylece bir birliktelik oluştu. Bir misyon gibi "Aman bütün mecraları birleştireyim" demiyorum tabii, ama kafam biraz böyle çalışıyor. Örneğin dün gece yeni projemle ilgili araştırırken kendimi Newton'un fiziğiyle ilgili makalelere dalmış buldum ve "Nasıl buraya geldim" dedim kendi kendime. Sinem Dişli ile üretim pratiğine, çalışmalarına, tekrarlara ve döngülere dair bir söyleşi. İpek: İlk olarak genel bir soruyla başlamak istiyoruz. Hemen hemen bütün çalışmalarında fotoğrafın, fiziksel alanın enerjisine uyum sağladığını, hatta belki de bu enerjiye boyun eğdiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden fotoğrafın sendeki yerini öğrenmeye çalışmak ilk adım oluyor. Klişe bir soru olsa da, fotoğrafa bakışını biraz daha anlatman mümkün mü? Fotoğraf nerede bitiyor ve nerede mekan/yerleştirme başlıyor? S: Merve'yle Rutubet sergisi sırasında bir konuşma yapmıştık ve bu durumu çok iyi dışa vuran bir kelime çıkmıştı ortaya: Didişmek! Fotoğrafla hep bir didişme halinde olmak. Zaten plastik sanatlar eğitimi aldığım sırada fotoğraf ile tanışmam bu alanlar arasındaki geçişlerle haşır neşir olmama neden oldu sanırım. Öğrenciyken hep heykel, resim yapacağım diye düşünüyordum. Özellikle lise yıllarında Giacometti'yi bizimle tanıştıran heykel hocam beni inanılmaz etkilemişti. Ne kadar yakınlarına gidersek gidelim, hiçbir zaman yakınlaşamayacağımız figürler... Lisans eğitimine geldiğimde kesin heykeltıraş olup, taş oyacağım diye düşünürken, karanlık oda ve fotoğraf girdi hayatıma. -Göçmen hayatım başlamıştı ve fotoğraf yaparken hareketli olabilme durumu çok yönlendirici oldu sanıyorum.-Üniversitedeyken ev arkadaşımın bir makinesi vardı; biraz o makinenin nasıl çalıştığını çözelim derdiyle ve onun iteklemesiyle kendimi fotoğrafçılık kulübüne yazılmış olarak buldum. Fotoğrafla maceram hakikaten böyle başladı. Ikinci yıl topluluğun başkanı olarak buldum kendimi.Fakat topluluk da "Photojournalism"e ilgi duyan mühendislerle dolup taşıyordu, dolayısıyla biraz daha gezerek fotoğraf çekmeye yönelik bir eğilim, örneğin Koudelka'ya özenilen bir dönem vardı. Benim de öyle bir dönemim olsa da bu tatmin etmiyordu bir türlü, ne yapmak istediğimi bilmiyordum, arıyordum, denemeler yapıyordum -Bazen "Kafam niye böyle çalışıyor" diye düşünürsün ya, bu tam olarak çözebileceğin ve anlamlandırıp analiz edebileceğin bir şey de değil. Ben de bilmiyorum faakt ever işlerimi hep mekanla bir ilişki içinde düşünüyorum-O aralar Kierkegaard okumuş, cok etkilemiştim. Kaygı işi ortaya çıktı. Urfa'dan İzmir'e göç etmiştim ve bir birey ve kadın olarak kimliğimi sorgulama hali vardı. Kaygı da evde; bir elimde ampül bir elimde fotoğraf makinesi ile yaptığım bir işe dönüştü. Bir nevi gezmek aramak hali, mekânın içindeki gezintiler

Güncelleme #25 Coşkun Aşar Coşkun Aşar ile Blackout'a Dair

Coşkun Aşar, kitabı "Blackout" ile beraber üretim pratiğini ve ilgilendiği konuları anlattı. Şener: Öncelikle ilgil alanlarınızdan, üretme motivasyonunuzdan bahsedebilir misiniz? Coşkun: Birbirine yakın belli konular üzerine ilgim olduğunu söyleyebilirim, bunlar da biraz eğitim altyapısından geliyor. Sinema okudum aslında ama fakültem iletişimdi ve orada gazetecilik formasyonu da alma fırsatım oldu. Sinema için başladığım bir alandı fotoğraf; ancak sonrasında fotoğrafın tek başına yapılabilirliği, yalnızlığı beni çok cezbetti. Başladıktan sonra da ciddi biçimde beni sardı ve devam ettim. Tabii gazetecilik formasyonu ve fotojurnalizm eğitimi bana meselelere daha eleştirel bakmayı ve merak etmeyi öğretti. Kitap ise aslında uzun süredir çalıştığım, birbiriyle konuşan, birbiriyle teması olan konuların bir müddet sonra benim üzerimden bir hikayeye dönüşmesi şeklinde oldu. İstanbul'un biraz daha karanlık yüzünü ele alan, orada yaşayan, orada yaşanılan meseleler üzerinden ortaya çıktı. Blackout'un içerisinde yaklaşık olarak 4 ayrı katman var. Bu katmanlar zaman zaman uzun soluklu olarak içinde bulunduğum farklı hikayeler ve konular olarak üzerine çalıştığım meseleler, yaşadığım yerlerle ilgiliydi ve bunları bir araya getirmek de, zaman içerisinde dönüp baktığımda aslında hepsinin benim üzerimden bir hikaye anlatmasıydı.

Güncelleme #22 Şener Soysal - İpek Çınar Korhan Karaoysal ile "Neden Amaç"a Dair

Belgesel fotoğraf çalışmaları üreten Korhan Karaoysal ile FUAM’da ödül alan “Neden Amaç” kitabına ve üretim pratiklerine dair bir söyleşi.

Güncelleme #21 Şener Soysal Yeni Nesil Üretim, Yeni Nesil Paylaşım, Yeni Nesil Tüketim

İçinde yaşadığımız, kullandığımız, sahip olduğumuz ve sürekli değişen dijital süreç üzerinden yazmak konusunda hala tereddütlerim var (Ama sizin böyle bir ilk cümleyle başlayan bu metni okumak konusunda tereddütünüz olmasın.). Hepimizin ziyadesiyle dahil olduğu bu süreç için genel durumları özetlemek yersiz geliyor. Üstelik teknolojinin bu kadar hızlı değişmesi, birkaç yıl içinde bilgileri anlamsız kılabilir.

Güncelleme #20 Eren Sulamacı - Şener Soysal Orhan Cem Çetin ile "Kitap vs."

Orhan Cem Çetin ile fotoğraf kitaplarına dair ufak bir sohbet gerçekleştirmeyi amaçlıyorduk. Amacımız "Bedava Gergedan" ve Kara Kutu Cep Kitapları'na dair konuşmaktı. Şans, daha farklı bir sohbetin kapısını araladı ve bir saatlik sohbetimize başka fotoğrafçılar da konuşarak ya da dinleyerek katılıverdi. Bir masanın etrafında türlü türlü üretim pratiklerine sahip insanlar bir arada olunca, söyleşi de ne sadece Orhan Cem Çetin ile gerçekleşti, ne de sadece kitaba dair oldu. Bu nedenle Orhan Cem Çetin ile "Kitap vs." üzerine bir söyleşi okuyacaksınız.

Güncelleme #20 Şener Soysal - İpek Çınar Okay Karadayılar ile Booklab'e Dair

Fotoğrafçı Frederic Lezmi, Grafik tasarımcı Okay Karadayılar ve galeri sahibi Kerimcan Güleryüz tarafından geliştirilen Booklab projesi ve fotoğraf kitaplarına dair merak ettiklerimizi, bir bayram tatili öncesi hengamesinde sevgili Okay Karadayılar'a sorma fırsatı bulduk.

Güncelleme #20 Şener Soysal Kitap Olmak ya da Olmamak. Sahi Bütün Mesele Ne?

Gündemimiz fotoğraf kitapları. Şu anda yazlık bir pop şarkısı gibi her yerde dilden dile dolaşıyor olsa da, aslında sözleri az önce yazılmadı. Bu konuda incelemeler, çalışmalar yapanlar, üzerine ciddi olarak düşünerek sanat üretimlerinin bir parçası haline getirenler çok önceden beri vardı. Benim için ise tanışıklığım çok gerilere gitmese de, bir mecra olarak fotoğraf kitaplarının içinde yer alanlar kadar; bir tasarımcı ve editör olarak kitabın üslubunun, tekniğinin, malzemesinin de kafamı mütemadiyen kurcaladığını söylemeliyim.

Güncelleme #19 Şener Soysal Makine ve Fotoğraf Fetişi

Fotoğrafı üretim aracı olarak kullanan sanatçılardan Zeynep Beler, son üretimlerinde çektiği fotoğrafları, özellikle instgram fotoğraflarını resimliyor. Bunu da fotoğraf makinesinin lens, flaş, ışık vb. tüm etkilerini yansıtarak yapıyor. Beler ile sohbetimizin ana konusu ise, fotoğraf makinesinin ve fotoğraf nesnesinin fetiş olması.

Güncelleme #19 Şener Soysal Rüya Olmayan Fotoğrafların Tabiri

Ev sahibimiz Oğuz gecenin sonunda "Size bir şey göstereceğim." diyerek sanıyorum 10×10 cm özenle baskı alınmış fotoğrafları birbiri ardına sehpaya dizmeye başlamıştı. Gördüğüm fotoğrafların dili beni çok etkilemişti. Bozkırlar vardı, uçsuz bucaksızdı kimisi. Babamın "Dağlar taşlar boş kalmasın diye yaradan bizi burada yaratmış." dediği bu topraklarda doğup büyüdüğümden olsa gerek, o sonsuz bozkır hali… Bazılarında tek tük ağaçlar, birinde bir kelebek… Gerçek dışı manzaralar bir yandan da; yansımalar, yanıklar, dokular… Bir de yattığı yerden hiç kalkmayacakmış gibi uyuyan bir amca. Fotoğraflara bakarken ben de rüya gördüğümü düşünüyordum.

Güncelleme #18 Ege Kanar Ege Kanar ile 'İz'e Dair

Ege Kanar ile ‘iz'e dair araştırmalar yapan ve sorgulayan üretim pratiği ile çalışmalarını konuştuk. Söyleşi, Kanar'ın fotoğrafla ve ‘fotoğraf çevresi' içindeki kendi deyimiyle "iki adım ileri bir adım geri" duruşunu yansıtıyor. Hem ileri adımlarının heyecanı ve samimiyetini hem de geri dönerek kabuğuna çekilmesinin nedenleri yer alıyor.

Güncelleme #17 Orta Format Editörlerden Bir Düzine

Orta Format olarak, son dönemde Türkiye'den yeterince genç isimle tanış(a)madığımızı fark ettik. Dergiyi araştırma sürecimizin önemli bir parçası olarak gören bizlerin de var olan ağlar içerisinde kaldığının göstergesiydi. Öte yandan da, fotoğrafa dair araştırmamızın başladığı dönemlerde tanıştığımız, karşılaştığımız, heyecanladığımız çalışmaları yapan insanlar artık daha bilinir, kabul edilir ve çalışmalarını daha rahat paylaşabilir hale gelmişti.

Güncelleme #15 Sinem Yörük - Kerimcan Güleryüz Edisyon, Temsiliyet ve Samimiyet

Edisyon ve temsiliyet, pek çok genç sanatçının (biz de dahil) bilmediği ve sürecine hakim olmadığı konular. Galeriler ile sanatçılar, eserler ve koleksiyonerler arasındaki ilişki; içerisinde ticareti de barındırdığından olsa gerek fazla dillendirilmiyor. Haliyle aradaki ilişkiler ve var olan sistem, içerisinde bulunmayanlar için korkutucu ve tedirgin edici görünüyor. (Tabii sistemin içindekilere de sormak gerekiyor: Sizin için de tedirgin edici mi? Ama bu başka bir söyleşi konusu.)

Güncelleme #13 Şener Soysal - Tevfik Çağrı Dural Bir Şahin Kaygun Araştırmasından Soru(n)lar

Araştırmanın her zaman hedefindeki sorunun çözümüne ulaşması beklenir. Çözüm olmazsa hüsran olarak bakılır. Oysa ki, bazen araştırma süreci ve izlediğiniz yol, bambaşka deneyimleri ve sonuçları da beraberinde getirir. Bazen öyle bir an gelir ki, berrak bir çözüm bulamamanın nedenleri ve yol hakkında bambaşka sorular keşfedersiniz.

Güncelleme #13 Şener Soysal - Tevfik Çağrı Dural Editörlerden Mozaikten Betona Sorular

Buralar eskiden mozaikti. Kimileri için insanların temsili, çimentodan imal edilmiş beton gibi düşünülüyor galiba. Bu yüzden her şeyi tekdüze ve gri yapmaya çalışıyorlar. Lakin o bulamaç yapı ne kadar güçlü görünürse görünsün soğuktur, doğayla uyumsuzdur, ruhsuzdur. Gölgesi bile beğenilmeyen söğüt ağacından bilirim; illa ki bir ağaç kökü gelir, büyüyüp çatlatır betonu ve özgürlüğüne kavuşur.

Güncelleme #12 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Metehan Özcan Söyleşisi

Metehan Özcan ile çalışmaları ve üretim pratiğinin merkezindeki katmanlılık hali ile şehire dair bir söyleşi.

Güncelleme #12 Şener Soysal - Tevfik Çağrı Dural Editörlerden ‘Gezi Yazısı’

Gezi'de halkın kolektif bir yaşam kurduğu günlerdi. Parkta atölyeler düzenleniyor, kütüphane çalışıyor, forumlar düzenleniyordu. Biz de Gezi'ye 16 sayfadan oluşan ve üzerinde küçük bir not olan kırmızı bir defter bıraktık. Notta o sırada gezide yaşayan, üreten, paylaşan insanların sayfaları istediği gibi doldurmasını ve bu defterin elden ele dolaşmasını istedik.

Güncelleme #11 Çınar Eslek Çınar Eslek Söyleşisi

Çınar Eslek ile çalışmaları ve üretim pratiğiyle alakalı mecra seçim tercihi ilişkisine dair bir söyleşi.

Güncelleme #10 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Söyleşi: Cemil Batur Gökçeer

Cemil Batur Gökçeer ile çalışmaları, üretim pratiği, "Torun" ve Ankara'ya dair bir söyleşi. Aslında biraz da sohbetin şekillendirdiği bir anlatı da diyebiliriz. Gökçeer'in içinden geldiği gibi dile getirdiği hikaye anlatıcılığında "Düğüm"ün masalsı haliyle bütünleşen ve hikayeymişçesine okunabilecek keyifli bir metin.

Güncelleme #10 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Serkan Taycan ile “Bitmeyecek Söyleşi”

Serkan Taycan ile "Memleket" ve "Kabuk"‘un ilişkisi, üçlemenin devamı olan kent meydanları ve toplu konutlara dair bir söyleşi.

Güncelleme #08 Yavuz Erkan Yavuz Erkan Söyleşisi

Avustralya'da yaşayan sanatçı Yavuz Erkan ile "Unorthodox Aphorisms" çalışması, üretim pratiği ve Avustralya'daki güncel sanat durumu üzerine bir söyleşi.

Güncelleme #07 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Cemre Yeşil Söyleşisi

Cemre Yeşil ile yeni sergisi "Biz Öyle Bir Şey Yaşamadık" ve diğer çalışmaları üzerine bir söyleşi.

Güncelleme #06 Özgür Atlagan Özgür Atlagan Söyleşisi

Özgür Atlagan ile projeleri, çalışma pratiği ve "Kaba-Hat" üzerine bir söyleşi…

Güncelleme #05 Nazif Topçuoğlu Nazif Topçuoğlu ile Eleştiriye Dair

Neden eleştiri yapılmıyor? Neye göre sanatçı kavramı oluşuyor? Sanat okulları yeterli bilgiyi ve eleştiri kuramınını aktarıyor mu? Güncelleme #04'te Murat Germen ile neye göre eleştiri yaptığımız ve olumlu önyargılarımız ile ilgili başlayan "Eleştiriye Dair" söyleşilerimiz Nazif Topçuoğlu ile devam ediyor.

Güncelleme #05 Müge Yılmaz Müge Yılmaz Söyleşisi

Müge Yılmaz ile “Evler” projesi ve çalışmalarına dair söyleşi.

Güncelleme #04 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Murat Germen ile Eleştiriye Dair Söyleşi

Neye göre eleştiriyoruz? Sevdiğimiz insanların işlerine ‘olumlu' önyargıyla bakıyor muyuz? İyiyi ve kötüyü nasıl ayırıyoruz? Murat Germen ile ‘eleştiri'ye dair bir söyleşi. İlavesi, 'Muta-morfoz' ve yeni projeler üzerine bakışı ile Orhan Cem Çetin'in son sergisi ‘Yeni Çağ' hakkındaki yorumu.

Güncelleme #02 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Aslı Narin Söyleşisi

Aslı Narin ile yeniden sergilenecek çalışması "Halamın Bahçesi", yeni projeleri ve vjing üzerine bir söyleşi.

Güncelleme #01 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Gözde Türkkan Söyleşisi

Gözde Türkkan ile fotoğraf projeleri "Baktım Sana" ve "Buraya Ödeyiniz" ile çalışmalarının alt yapısını oluşturan cinsiyet ve kadına dair bir söyleşi.