Orta Format arşivinde arama için yukarıdaki alanı kullanabilir
ya da her güncelleme içeriğini aşağıdaki başlıklarda görebilirsiniz.

Güncelleme #20 Eren Sulamacı - Şener Soysal Orhan Cem Çetin ile "Kitap vs."

Orhan Cem Çetin ile fotoğraf kitaplarına dair ufak bir sohbet gerçekleştirmeyi amaçlıyorduk. Amacımız "Bedava Gergedan" ve Kara Kutu Cep Kitapları'na dair konuşmaktı. Şans, daha farklı bir sohbetin kapısını araladı ve bir saatlik sohbetimize başka fotoğrafçılar da konuşarak ya da dinleyerek katılıverdi. Bir masanın etrafında türlü türlü üretim pratiklerine sahip insanlar bir arada olunca, söyleşi de ne sadece Orhan Cem Çetin ile gerçekleşti, ne de sadece kitaba dair oldu. Bu nedenle Orhan Cem Çetin ile "Kitap vs." üzerine bir söyleşi okuyacaksınız.

Güncelleme #20 Şener Soysal - İpek Çınar Okay Karadayılar ile Booklab'e Dair

Fotoğrafçı Frederic Lezmi, Grafik tasarımcı Okay Karadayılar ve galeri sahibi Kerimcan Güleryüz tarafından geliştirilen Booklab projesi ve fotoğraf kitaplarına dair merak ettiklerimizi, bir bayram tatili öncesi hengamesinde sevgili Okay Karadayılar'a sorma fırsatı bulduk.

Güncelleme #19 İpek Çınar - Begüm Akın İrem Sözen ile Çalışmalarına Dair

İrem Sözen, hem hatırlamanın kıymeti hem de her hatırlanışta yaşanan biçim değişiminin farkında; bir eli gerçeğe bir eliyse kurgulanana uzanan genç bir fotoğrafçı. Çalışmaları hatıralarla oynayan, onları baştan var eden, ancak bu süreçte anlamlar kadar hislerden de yararlanan; puf desen uçan, uf diye yakan, kimi zaman ise yağdıran bir bulut vari. Bu pek sevgili İrem Sözen'le fotoğraf çalışmaları, çalışmalarına yön veren itkileri, kitap formatı ve sergileme yöntemleri üzerine konuştuk.

Güncelleme #16 Cemil Batur Gökçeer Açık Mektuba Cevap

İpek Çınar, Güncelleme #15′te Cemil Batur Gökçeer'e dair bir açık mektup yazmıştı. Gökçeer ise cevap hakkını kullandı ve bu mektubu yazdı.

Güncelleme #10 Tevfik Çağrı Dural - Şener Soysal Söyleşi: Cemil Batur Gökçeer

Cemil Batur Gökçeer ile çalışmaları, üretim pratiği, "Torun" ve Ankara'ya dair bir söyleşi. Aslında biraz da sohbetin şekillendirdiği bir anlatı da diyebiliriz. Gökçeer'in içinden geldiği gibi dile getirdiği hikaye anlatıcılığında "Düğüm"ün masalsı haliyle bütünleşen ve hikayeymişçesine okunabilecek keyifli bir metin.