Arkadaşlarımın kitaplıklarında yer alan, atölyelerde inceleme fırsatı bulduğum, Filbooks’ta bakabildiğim ya da maalesef dokunamadan internette görebildiğim kitapları düşününce; yani zihnimi eşeledikçe örnek verilecek daha nice kitap çıkacağına eminim. Ama her konuda olduğu gibi fotoğraf kitapları da bir derya ve fotoğraf kitabının neden ve nasıl olabileceğine dair bana fikir veren ve aklıma gelen üç kitabı anlatmaya çalıştım.
Malum, bir süredir nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde fotoğraf kitabı ön planda bir mecraya dönüşüverdi. Hatta Begüm Yamanlar’ın çalışmasında olduğu gibi desem yeridir! Haliyle kitapların anlatım/üretim biçimleri ve bize etkilerine dair olan sohbetlerimize, güncel sanatın ve sanat piyasasının fotoğraf kitaplarına bakışını -belki biraz gıybetini de- dahil eder olduk. Bu mevzulardan birinin kitabın sanatçıya taşınabilir sergi imkanı vermesi, diğerinin de fotoğraf kitaplarının fetiş bir nesneye dönüşmesi olduğunu söyleyebilirim. Bazı fotoğraf kitaplarının malzeme, işçilik gibi zanaati ve sınırlı edisyonu nedeniyle erişilemeyen nesneler olduğunu görmek biraz üzücü. Yine dijital kopyalardan/video kayıtlarından inceleyebileceğimiz ama canlı bir şekilde göremeyeceğimiz “yokeser”lere dönüşüyor. Tabii ki gitmesek de, görmesek de o köy bizim ama burada daha çok züğürt tesellisinde çenemizi yorduğumuzu düşünmüyor değilim. Buradan anlıyorum ki, fotoğraf kitapları bildiğimiz kitaplardaki sahip olabilme durumumuzu sağlamaya pek müsait değil. Belki bu yüzden sanat oluyordur diyeceğim ama o da edebiyata ayıp olacak.
Fotoğraf kitabı sahibi olmanın maddi olarak sahibine pek de bir getirisi olmaması, diğer taraftan statü olarak bir katma değer yarattığı düşüncesi de sohbetlerde konuştuğumuz diğer mevzular. Sanatçının fotoğraf üretiminin yanı sıra aktarmak istediği her şeyi kitap formatına göre düzenlemesi, kurgusu, emeğiyle nitelikli bir sonuca ulaşması ve çalışmasını en iyi şekilde aktarabiliyor oluşu haliyle her başarılı çalışma kadar statü sağlıyor. Ancak öte tarafta ise belki sadece verilen emekten, belki mecranın kendisinden kaynaklı bir şekilde sahibine bir güç kazandırabiliyor. Çünkü kitap havalı bir şey oldu ve kitabın varsa sen de havalı/iyi/bir adım önde bir sanatçı olabilirsin. Sanki. Sanıyorum her trend gibi fotoğraf kitapları da kendi içinde her insani hali barındırıyor. Zaten, her şeyimiz mükemmel de, fotoğraf kitaplarını o yüzden mi hırpalıyoruz?
Kitap en nihayetinde bir yöntem. Bu nedenle yöntemi övmenin ya da yermenin bir anlamı yok. Daha çok anlamaya çalışmak ve bunun için düşünmek, sormak, sorgulamak gerekiyor. Keza bu güncellemenin “fotoğraf kitapları”na dair olması kendi kadar üzerine düşünülenleri de görünür kılma çabası. Farklı mecralarda devamının gelmesi ise temennimiz. Yoksa “fotoğraf sergileri” diye bir dosyamız da hiç olmadı ama sergileme bizim için hep önemliydi. İlerleyen bir başka gün bir mecra olarak “hologramik kitap” çıkarsa, onun da üzerine konuşabiliriz ve o zaman fotoğraf kitapları da mecra olarak normalleşir. Neden olmasın?